4 Eylül 2015 Cuma

Sokak lambası



Bu koca şehirde
ıssız
    yalnız
            çaresiz
                     avare şehirde
bir “ben” varım acılar içinde
bir de sahipsiz kaldırımlar
şehri kat eden bir baştan
öbür başa...
bir de acılarıma ortak

SOKAK LAMBASI


Öylesine



İşte öyle

neden?
bilmiyorum ki
seni ve beni bilmiyorum
korkuyorum belki de
tekrar sevmekten ve sevilmekten...
hani çocuklar korkar ya karanlıktan
işte öyle...

ürküyorum belki de,
yaşamaktan ve sevgiyle dolmaktan.
bakamıyorum güneşe, ufka ve sana,
sevmek istemiyorum sanki.
seni sevmek yırtıcı bir aslanı okşamak gibi,
işte öyle ürküyorum...

utanıyorum belki de,
yumuşaklığı, sertliği, sıcaklığı ve sevgini,
seviyorum demeyi, senin beni düşünmeni,
bakışlarının anlatmak istediğini,
dokunuşlarının hevesini, ellerinin terlemesini,
dudaklarımı ıslattığın andaki titreyişimi.
beni düşünmeni, yanımda olmanı,
işte öyle utanıyorum...

anlayamıyorum belki de,
bir dala, bir çiçeğe, bir güle ve sana
dokunmaktan
kilisede günah çıkarır gibi,
aşktan, inanamadığım duygudan.
ellerinden, sıcaklığından ve dudaklarının ıslaklığından,
rüzgarın tel tel uçurduğu saçlarını okşamaktan.
işte öyle anlayamıyorum...


çekiniyorum belki de,
yanımda olmandan, sana sarılmaktan,
ellerine derin bir buse bırakmaktan.
sevmekten, sevilmekten,
seninle paylaşmaktan,
sana bağlanmaktan
işte öyle çekiniyorum...


korkuyorum belki de,
senden, beni sevmenden,
anlamamaktan, anlatamamaktan,
umduğunu ve umduğumu bulamamaktan.
işte öyle korkuyorum...


sevemiyorum belki de,
hiç yemediğim bir meyvenin tadı gibi
hiç yaşamadıklarımı yaşayamıyorum
sen buzdan yapılmış bir kristal vazo
kalbimin susuzluğu yani
ve senin ırmağında, yağmurunda yıkanmayı
istemiyor muyum sevmeyi
işte öyle sevemiyorum...


yaşayamıyorum belki de,
hiç yaşatmadıkları için
yaşamayı bilmediğim için
hak etmediklerimi aldığım için
suçsuz bir insanın idama mahkum edilmesi gibi
işte öyle yaşayamıyorum...




istiyorum belki de,
sevmeyi, sevilmeyi, teninin kokusunu hissetmeyi
gözbebeklerini öpmeyi
ağlamayı değil gülmeyi
arının balını almak için söyle öldürmelimi onu?
istiyorum yaşamayı, hak ettiğimi almayı
mutluluğu, ağızlar dolusu gülmeyi
işte öyle istiyorum...

sen türkü tadındaki yarim
bilmeni isterim, cebel-i reisin
eteklerinde yaşatıyorum umutlarımı
gelsen ne olur sevdiceğim?
ulaşabilsen dallarıma, tutsan çiçeklerimi
alsan özümdeki gizemi
yapabilsen yaralarımı
işte öyle yapabilsen...

işte sen,
sen, baharın kızı
sana bu kadar uzakta
ve bu kadar yakındayım
yüreğini yenip beni kabullendiğin gün
savaşmayı istediğin zaman
doruklarımda bekliyor olacağım seni
gel, gel ki anla beni.
işte öyle gel...

Betimleme



bir damla yağmur, üç beş gözyaşı
coşku, hüzün ve tebessüm
bir yudum mutluluktan değil
acılardan bahsediyorum sana

bir sağanak ve göz kararması
arkasından dönen dünya
yerçekiminin kuvvetinden değil
çaresizlikten bahsediyorum sana

bir kelepçe ve çelik prangalar
loş kokulu demir pencereler
temiz odalardan değil
kapısız duvarlardan bahsediyorum sana...

bir tipi, bir ölümcül karanlık
ve yudum yudum mutluluk